İktidar ve Otorite Üzerine Yüzeysel İnceleme

Posted on Updated on

"İdare Sanatı"
"İdare Sanatı"

Otorite ve iktidar birbirleriyle bağlantılı iki devasa kavram. Tarih içinde çeşitli serüvenlere tanık olmuşlar. Bazen bambaşka hallere bürünmüşler, bazen de bir elmanın iki yarısı gibi görülmüşler. Yanlış anlaşılmasın, amacım anlamları değişebilir olduğu halde çevrelerine bazı sınırlar çizmektir. Böylece siyasal arenada saklı gerçekleri görebiliriz. Önce kelimeleri inceleyelim, sonra da örnekleri.

1) İktidar

İktidar arapça bir kelime. Kadir, kudret, muktedir kelimeleriyle aynı kökten geliyor. Nişanyan Etimoloji Sözlüğü‘ne göre dilimizde ki en erken örneği Sinan Paşa‘nın “Tazarrûname” adlı eserinde kullanılmış. Fiili olarak yönetme gücü diye tanımlanıyor. Yani yönetimi elinde bulunduran herkesin temelde sahip olduğu üstünlüğe “iktidar”denir.

Avrupa’da iktidar sözcüğü biraz evrim geçirmiş. Roma’da tribünlerin yetkisi olarak kullanılmaya başlanmış. Sonra bölünebilir ve dağıtılabilir bir nesne olarak adına “potestas” denmiş. Romanın yıkılışından sonra kelime gücünü yitirmiş. Ortaçağ’da iktidarı bölen, dağıtan Papa zayıfladıkça, eliyle iktidara getirdiği krallar güçlenmiş, iktidarı kendileri dağıtmaya başlamışlar. Bu noktada kavram tekrar bir dönüşüm geçiriyor. Latince kökü olan “potis” M.S. 1300‘lerden itibaren “power” sözcüğüne evriliyor.

Anglo-Fransızca[1] da “pouair”, Eski fransızca[2] da “povoir” den dönüşerek geliyor “power” sözcüğü. Romalılar “potere” demişler. 1726 yılından beri İngilizce’de uluslararası bir kavam olarak, iktidar anlamında kullanılıyor.

2) Otorite

Otorite sözcüğü dilimize fransızcadan geçmiş. Nişanyan’a göre 1924 tarihli Mehmet Bahaettin (Toven)‘in “Yeni Türkçe Lugat“ında kelime kullanılmış. TDK‘ya göre “Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet” anlamını taşıyor. Ayrıca “Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse.” olarak ekliyor. Fakat siyasal terim olarak ilk cümleyi gereksiz buluyorum. Çünkü iktidar ile arasında hiçbir fark kalmıyor.

Kavramın kaynağına inelim. İlk önce latincede “auctoritatem” deniliyor otoriteye. Görüş, tavsiye, fikir, etki gibi genel-geçer anlamları var. Kelime özne olarak kullanıldığında “auctoritas” ile karşılaşıyoruz. Aslında bu Roma idaresinin temel özelliklerinden biri. İmparator veya dictator yönetimde iki şeye sahiptir: Potestas ve Auctoritas.

Otorite’nin serüveni çok ilginç. Kelime latince “auctor”dan türetiliyor. Günümüzdeki aktör kelimesi ile eşdeğer. Lider, yönetici, sahip demek. Daha sonra etkilemek anlamında auctoritatem deniliyor. Sözcük eski fransızca da “auctorité” dönüşüyor ve şuan modern  batı dillerinde “autorite” olarak kullanılıyor. Kavram, 1610 yıllarından itibaren günümüzdeki anlamına sahip.

Son bir kelime olarak “otoriter” den bahsetmemiz gerekiyor. Otoriter, elinde zorlayıcı gücü bulunup meşruiyeti olmadan birşeyler dayatan kimse demektir. Ayrıntılara birazdan değiniyoruz.

3)Örnekler ve Pratik

Şimdi biraz teoriye eğilelim. Özellikle iktidar-otorite-otoriter üçlemesine.

Yönetme gücüne sahip herkesin iktidarı olabilir. Ama otoriteyi iktidardan ayıran en önemli husus, otoritenin “meşru” olmasıdır. Bu ayrım latincede belirginleşmiştir. Roma’da bazı imparatorların iktidarı (potestas) vardı, fakat otoriteleri (auctoritas) yoktu. Bazende her ikisine sahip olabilmişlerdir. Octavius Agustus her ikisine sahip olan bir yöneticidir.

Otorite’nin bulunup iktidarın bulunmadığı yönetimler de bulunabilir. Liderlere ve yeni siyasal yönetime karşı direnen statükonun (status quo[3]) varlığı iktidarın işleyişini engelleyebilir.

Bu noktada şu yargıya varabiliriz. Bir siyasal iktdarı meşru kılacak ve onu otorite haline getirecek olan şey rıza birliğidir. (consensus)

Otoriter kavramı genel olarak meşruiyet dışı üstünlüğü anlatır. Çünkü yöntem olarak baskıya ve zor kullanmaya dayanır. ‘Otoriter’lik temelde renksiz bir kavramdır. Türlü şekillere girebilir. Bazen siyasal çoğunluk, meşru bir yönetime rıza gösterebilir ve onun otoriter olmasına göz yumabilir. Buna Hitler’in yükselişini örnek olarak gösterebiliriz. Hitler kitlelerin desteğini sürekli canlı tutmaya çalışmıştır.

Otorite ve otoriter kişilik bazen bir arada bulunabilir. Nur Vergin örnek olarak Atatürk’ün kendi döneminde hem otorite hem otoriter olduğunu söylemektedir.

4)Sonuç

Sonuç olarak iktidar-otorite ve otoriterlik arasında girift ilişkiler olduğunu söyleyebiliriz. Kavramların anlamları ve yönetimlerin çeşitliliği, sosyal bilimler açısından önemli çıkarımları saklamaktadır. Bazı teorisyenler gibi iktidarın mikro-fizik incelemesi de yapılabilir[4]. Bu yazı da kavramların etimolojisi üzerinden çıkarımlarda bulunmaya çalıştım. Önemli noktalara değindiği düşünüyorum. Başka yazılarda farklı konularda görüşmek üzere;) http://fildisikule.wordpress.com

Yararlanılan Kaynaklar:

Nur Vergin, Siyasetin Sosyolojisi, Doğan Kitap yay.

Online Etymology Dictionary

http://www.etymonline.com/index.php

TDK Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü

http://tdkterim.gov.tr/bati/?kategori=bakdetay2&sozid=BTS

Nişanyan Etimoloji Sözlüğü

http://www.nisanyansozluk.com


[1] Anglo-Fransızca: 12.-17. Yy. arasında İngiltere’de resmi yazı dili olan fransızcaya verilan ad.

[2] Eski Fransızca: 9.-15. Yy.  arasında  kelt ve latin dillerinden oluşan fransızcaya verilen isim.

[3] Status quo: bir olaydan önceki hukuki durum

[4] Foucault bu konuda referans alınabilir.

Yorum ekle

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s