Leo Strauss ve Siyaset Felsefesi

leo-strauss

Leo Strauss, 20.yy’ın en etkileyici düşünürlerinden birisidir. Birçok siyasal felsefeci gibi Nasyonel Sosyalistler’in Almanya’da iktidara gelmesiyle, Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmiştir. Eserlerinde antik siyasal metinlere önem vermiş, filozofların satır aralarında ne söylediğini açıklamaya çalışmıştır. Onun çalışmalarıyla siyasal metinler tekrar popüler hale gelmiş ve üzerinde araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Strauss, doğal haklar, akıl, vahiy ve demokratik toplumlarda eğitim gibi temel sorunlara yeni bir aydınlık getirmiştir. Bu nedenle kendisine siyaset felsefesi tarihçisi de denilmektedir.

Strauss’un görüşlerine genel bir çerçeve çizdiğimizde iki temel noktaya odaklandığını görebiliriz. İlki, günümüzde modernizmin bir buhran içerisinde olduğu ve köklerinin siyasal tarihin geçmişinde saklanmış olmasıdır. İkincisi de  “tarihsicilik” anlayışıyla insan aklına yönelik sonsuz güvenin, nihilizme dönüşmesidir. Strauss, mutlak hakikate ulaşmaya çalışmaktadır. Bu nedenle fikirlerini benimsediği, olumlu yargılar beslediği klasik doğal hukuk düşünürleri ile modern doğal haklar kuramı arasındaki farkları, çelişkileri irdelemektedir.https://fildisikule.wordpress.com

Strauss’un düşüncesinde insan, sınırlı bir varlık olarak, doğanın ona biçtiği roller içinde kalacak bir bireydir. İyi bir yaşam ve mutlu bir gelecek için toplumsallaşmak zorunda olan bu birey, kendisini aydınlatmayı vazifesi bilecektir. İnsanı doğanın içinden koparmaya çalışan ve aklına sonsuz bir güven taşımasını öğreten modern doğal haklar öğretisi yanılmaktadır. Çünkü bu felsefe, araçlar ile amaçlar arasındaki “iyi-kötü” ayrımına olanak sağlayan ölçüyü ortadan kaldırmaktadır. Liberalizmde hoşgörüsüzlük, saygınlık bakımından hoşgörüye eşit bir değer olarak görülmektedir. Böylece doğru yada yanlış amaçlar için yapılan seçimler hoşgörü perdesi altında eşit kabul edilmektedir. Dolayısıyla “seçimin kendisi” (amaç ve araç olarak) dönülemez bir karar haline gelmektedir. Liberal görececilik, herkesin mutluluğunu nasıl anlıyorsa öyle arama hakkına sahip olduğunda bulmaktadır. Aslında bu durum, “kendi içinde bir hoşgörüsüzlük semineridir.”[1]https://fildisikule.wordpress.com

Sonuç olarak hayranlık duyduğu Platon gibi, Strauss’un amacı da herkesin birbirine karşı ödevlerinin bulunduğu , bilgelerin yönettiği bir yeryüzü cennetinde yaşamanın gittikçe imkânsızlaştığını göstermektir. İki Dünya Savaşı görmüş, düşlemesi imkânsız bir otoriter yönetimi görmüş her kimse gibi o da akla şüphecilikle yaklaşmış, evrensel barışı arzulamıştır. Belki Strauss’un muhafazakâr olarak nitelendirilmesine neden olan düşünceleri, geçmişte vaat edilen ve bugünün örüntülerini taşımayan hayalî bir düzene karşı ısrarından kaynaklanmaktadır.


[1] Leo Strauss, Doğal Hak ve Tarih.

İLGİLİ YAZILAR:

İktidar ve Otorite Üzerine İnceleme

Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine

Modernitedeki Ahlaki Durum

İdeal Devlet Modelinde Yönetimin Amaç Sorunu

Kral’ın gücünü kullanabilmek?

Reklamlar
Leo Strauss ve Siyaset Felsefesi

Yorum ekle

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s