Makale İnceleme Raporu (1)

TURAN, İbrahim, AB Sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığı: Özerklik ve Temsil Sorunu Bağlamında Bir Değerlendirme, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2011, S. 31, ss. 127-156.

Anahtar Kelimeler: Diyanet İşleri Başkanlığı, Avrupa Birliği, Özerklik, Temsil, Alevilik

1.      Makale Özeti

Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Türkiye, hem yapısal hem de düşünsel bir açıdan dönüşüme uğramaktadır. Özellikle demokrasi ve insan hakları düşüncesinin yaygın kabulü, bu düşüncelerin toplumsal hayata uygulanmasını sağlayacak düzenlemelere ilişkin yeni talepleri gündeme getirmektedir. Bu durum, Türkiye’de din hizmetlerini vermekle yükümlü bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı tartışmaların odak noktasına yerleştirmektedir. Okumaya devam et “Makale İnceleme Raporu (1)”

Makale İnceleme Raporu (1)

Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine

social-Imagination-17. yüzyıl bilimsel devrimleri evrenin akıl yoluyla anlaşılabileceği düşüncesini doğurmuştur. Bu düşünce biri zihinsel ve manevi, diğeri fiziksel ve maddi iki alanı ortaya çıkarmıştır. John Searle’nin de işaret ettiği gibi din, manevi alanı; bilim, maddi alanı sahiplenmiştir. Bu formülasyon Descartes ile zirveye ulşamıştır. Gelecek yüzyıllarda düalizmi reddetmelerine rağmen Freud’un zihin bilimi, Marx’ın ise bir tarih ve toplum bilimi yaratma amacında bu düşünce kendisini göstermeye devam etmiştir.

Bu süreçte bizden bağımsız olarak var olan gerçek bir dünya düşüncesine dışsal realizm adı verilir. Dışsal realizme karşıt fikre ise idealizm adı verilir. İdealizmin en etkili düşünürü olan Kant, empirik dünyanın ötesinde kendinde şeylerden oluşan ve hakkında bilgi sahibi olamayacağımız bir gerçekliğin olduğunu ileri sürer. Böylece idealizm, görünüş ile gerçeklik arasındaki perdeyi kaldırır. Gerçekliğin sistematik görünüşlerden oluştuğunu kabul eder. Okumaya devam et “Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine”

Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine

Avrupa Birliği’nde Oydaşmacı Demokrasi Modeli

ab-parlamentosu
AB Parlamentosu

Avrupa Birliği’nin temel kurumları yasama, yürütme, yargı ve parasal organlar şeklinde sınıflandırmak daha önce belirtilen ülkeler kadar kolaylıkla olmuyor. Ancak AB’nin gelişmesinde atılan belli başlı adımların büyük çoğunluğu Avrupa Konseyi tarafından yerine getirilir. Avrupa Komisyonu ise AB’nin yürütme organı gibi çalışır.Avrupa Parlamentosu yasama organın alt meclisi, Avrupa Konseyi ise bir üst meclis olarak değerlendirilebilir.
1)Yürütme Gücünün Geniş Koalisyon Hükümetleri Tarafından Paylaşılması

Avrupa Komisyonu her bir özel bir bakan sorumluluğunu üstlenen ve üye devletlerin hükümetleri tarafından atanan 20 üyeden oluşur.Almanya,İngiltere,İspanya,Fransa,İtalya komisyon için iki üye atar.Diğer ülkeler birer üye atar. AB içindeki bütün üye devletler bu komisyon içinde temsil edilir. Okumaya devam et “Avrupa Birliği’nde Oydaşmacı Demokrasi Modeli”

Avrupa Birliği’nde Oydaşmacı Demokrasi Modeli

Modernitedeki Ahlaki Durum – Agnes Heller

4753704-4x3-340x255
Agnes Heller

Asıl sorun – birçoklarının inandığı gibi – tanrının olmadığı koşullarda iyiyi kötüden ayırma imkanımız olmaması değildir. Asıl sorun neyi iyi, neyi kötü saymamız gerektiğidir.

Bütün filozofların aynı pratik amaç (daha çok nezihlik, ahlaki yasaya itaat) için çalışmaları koşuluyla, teorik çoğulculuğun modern şartını kabul etme girişimi, sadece liberal hoşgörülülüğe ilişkin bir alıştırma değildir; aynı zamanda, yeni bir felsefi içgörüyü ifade eder.

Dünya görüşlerinin, felsefelerinin, metafiziklerin ve dinsel inançların çeşitliliği, rakip dünya görüşlerinden bir tanesi – sadece kendi taraftarı için değil, ama evrensel bir niyetle de – buyrukları ve yasakları belirlemediği sürece, ortak bir etosun ortaya çıkmasını engellemez.

Hristiyanlık, modern doğal hukuk teorilerinin ilgileriyle kaynaştı. Bu eğilimden “modern hümanizm” diye bahsedeceğim. Kanımca hümanizm ne öznelciliğin Descartesci kalıtıyla özdeştir, ne bireyi evrenin merkezine yerleştirme girişimi ile bitişiktir. Hümanizm yumuşaklık anlamına …(her şeyi anlamak, her şeyi hoşgörmektir) anlamına gelmediği gibi, tüm ahlaki normlarımızı ve kurallarımızı rasyonelleştirme girişimi anlamına da gelmez.

Modern hümanizmde bir nebze mistisizm vardır; milliyetlerimize, metafizik itikat ve inançlarımıza bakmaksızın hepimizin içinde var olan ortak ruh gibi bir şeye bağlanmak sözkonusudur.

Okumaya devam et “Modernitedeki Ahlaki Durum – Agnes Heller”

Modernitedeki Ahlaki Durum – Agnes Heller

Rene Girard’ın Romansal Hakikati: Üçgen Arzu

Romantik Yalan Romansal Hakikat
Romantik Yalan ve Romansal Hakikat Metis Yay.
İnsan ya bir Tanrı’ya sahiptir ya da bir puta.
Max Scheler
Rene Girard‘ın Romantik Yalan ve Romansal Hakikat: Edebi Yapıda Ben ve Öteki başlıklı kitabını uzun bir süre önce okumuştum. Metis Yayınlarından çıkan kitap, fransızca olarak ilk defa 1961 yılında basılmış. Bu nedenle “yeni” bir eser sayılamaz. Fakat yazarın bakış açısı ve temellendirdiği hipotezler kitabın kolay eskimeyeceğini gösteriyor.
İlk bakışta kitap 12 bölümden oluşuyor. Cervantes‘ten Stendhal‘a, Dostoyevski‘den Proust‘a kadar geniş bir yazar zümresine eleştiri oklarını yöneltiyor. Flaubert de dahil. Benim ilgimi temelde dört başlık çekti: “Üçgen” Arzu, Arzunun Dönüşümleri, Efendi ve Köle ile Kahramanın Çileciliği.
Aslında kitabın tamamı edebiyat kuramına ilişkin teknik detayları içeriyor. Dolayısıyla yoğun ve karmaşık bir dili kullanımını görüyoruz. Kitabı bitirmenin zorluğu da bu uslubundan kaynaklanıyor.
Kısa bir tanıtımdan sonra yazının asıl konusuna gelelim. Amacım kitabın uzun uzadıya eleştirisini yapmak değil. Sadece kitabın (bence) temel çizgüsini oluşturan “Üçgen Arzu” kavramından bahsetmek istiyorum. Çünkü bu kavram, ilerleyen sayfalardaki incelemelerin temelini oluşturuyor. Kitabın temel hipotezi de bu varsayım üzerine kurulmuş.
Okumaya devam et “Rene Girard’ın Romansal Hakikati: Üçgen Arzu”
Rene Girard’ın Romansal Hakikati: Üçgen Arzu

Totalitarianism is…

totalitaryanizm

Totalitarianism is never content to rule by external means, namely, through the state arid a machinery of violence; thanks to its peculiar ideology and the role assigned to it in this apparatus of coercion, totalitarianism has discovered a means of dominating and terrorizing human beings from within.
Hannah ArendtThe Origins of Totalitarianism

 

Totalitarianism is…