Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine

social-Imagination-17. yüzyıl bilimsel devrimleri evrenin akıl yoluyla anlaşılabileceği düşüncesini doğurmuştur. Bu düşünce biri zihinsel ve manevi, diğeri fiziksel ve maddi iki alanı ortaya çıkarmıştır. John Searle’nin de işaret ettiği gibi din, manevi alanı; bilim, maddi alanı sahiplenmiştir. Bu formülasyon Descartes ile zirveye ulşamıştır. Gelecek yüzyıllarda düalizmi reddetmelerine rağmen Freud’un zihin bilimi, Marx’ın ise bir tarih ve toplum bilimi yaratma amacında bu düşünce kendisini göstermeye devam etmiştir.

Bu süreçte bizden bağımsız olarak var olan gerçek bir dünya düşüncesine dışsal realizm adı verilir. Dışsal realizme karşıt fikre ise idealizm adı verilir. İdealizmin en etkili düşünürü olan Kant, empirik dünyanın ötesinde kendinde şeylerden oluşan ve hakkında bilgi sahibi olamayacağımız bir gerçekliğin olduğunu ileri sürer. Böylece idealizm, görünüş ile gerçeklik arasındaki perdeyi kaldırır. Gerçekliğin sistematik görünüşlerden oluştuğunu kabul eder. Okumaya devam et “Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine”

Toplum ve Tahayyülün Dönüşümü Üzerine

Geçmişe Yönelik Psikanaliz – Psiko Tarih

Geçenlerde Habertürk kanalında bir psikiyatrist (Doç. Dr. Nusret KAYA) insan beyninin sırları hakkında konuşuyordu. Bende dikkatle oturmuş, çayımı yudumlarken neler anlatmak istediğini anlamaya çalışıyordum. Programın tamamını izleyemedim ama dilerseniz anladığım kadarını size özet geçeyim.

Meğer bizim bilinç altımız sandığımızdan daha derinmiş. Yaşadığımız zaman dilimini değil, asırları kapsayan tarihimizi de içinde barındırıyormuş. Yüzyıllar boyunca koruduğumuz geleneklerin (bilinç altımızda saklı olarak taşıdıklarımız dışında) kökeninde bir nevi “psiko-tarih” olgusu yatıyormuş. Yani genlerimizle beraber bu bilgilerde genlerimizde taşınıyor. Yaşam boyunca gerek rüyalarımızda gerekse toplumsal davranışlarımızda bilgilerimiz ortaya çıkıyor. Okumaya devam et “Geçmişe Yönelik Psikanaliz – Psiko Tarih”

Geçmişe Yönelik Psikanaliz – Psiko Tarih