Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)

Taha Parla, siyasal bilimler alanında değerli bir akademisyen ve yazarımızdır. “Türkiye’nin Siyasal Rejimi” adlı kitabında ise temel olarak demokratik ve hukuksal bir düzen arayışını ifade etmektedir. Çeşitli yayın organlarından derlenmiş bu yazılar, kendi içinde birçok ipucunu içermektedir. Bu ipuçlarından birisi “rejim” kavramı, diğeri ise “politik kültür”dür. Bu nedenle yazımda bu iki kavram üzerinde durmak istiyorum.

“Rejim” kelimesi kökeni itibarıyla Fransızca bir sözcüktür ve daha çok Fransız İhtilali’ne kadar süren yönetim biçimini tanımlamaktadır (l’ancien régime). Bu bağlamda rejim, siyasal ve sosyal düzenin tümünü ifade etmektedir.

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) hazırladığı sözlükte ise rejimin dört farklı anlamı bulunmaktadır: 1. Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. 2. Diyet. 3. Bir devletin yönetim biçimi. 4. Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

Taha Parla kitabında “siyasal rejim” ile daha çok TDK’nın birinci maddesini kastediyor görünmektedir. Anayasa ve hukuk ilişkisi kapsamında yasama, yürütme ve yargı erklerinin tarihsel sürekliliğini ve düzenini mercek altına almaktadır. Örneğin, 1921 Anayasası’nda temelleri atılan “Halk – Parlamento – Hükümet – Bürokrasi” sıra dizisi çeşitli müdahalelerle bazen yürütmenin bazen de yargının lehine değişmekteyken, 12 Eylül darbesi güçler ayrılığı ilkesinin bozulmasına ve çok önemli yetkilere sahip bir üst yürütmenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dolayısıyla en zayıf halka olan bürokrasi ve hükümet (değişiklik gösterse de) en güçlü halkaya evirilmiştir. Altüst edilmiş siyasal yapıda türlü hukuksuz eylemler göz ardı edilmiştir. Bu noktada yazar, yeni yönetimin yaptığı düzenlemelerin meşruiyetini, siyasal partilerin “icazetli” dönüşlerini ve ortaya çıkan yeni sistemi eleştirmektedir.

Okumaya devam et “Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)”

Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)

Tarihsel Kapitalizm’in Sunuş Yazısı – Immanuel Wallerstein

Bu kitabı hazırlamamın ilk eldeki nedeni, art arda gelen iki talep oldu. Thierry Paquot 1980 güzünde bana, Paris’te yayımlamakta olduğu bir dizi için kısa bir kitap yazma çağrısında bulundu. Önerdiği konu “Kapitalizm”di. İlke olarak böyle bir kitap yaz-mayı istediğim, ancak konunun “Tarihsel Kapitalizm” olmasını dilediğim yanıtını verdim.

Marksistlerin ve siyasal soldaki daha başkalarının kapitalizm üstüne epey yazdıklarını, ancak, yazılan kitaplardan çoğunun iki hatadan birine düşmekten kurtulamadığını düşünüyorum. Bunlardan bir türü, kapitalizmin, özünde ne olduğu düşünülüyorsa bunun tanımlarından yola çıkılıp sonra çeşitli yer ve zamanlarda ne ölçüde gelişme gösterdiğinin araştırıldığı, temelde mantıksaltümdengelimsel çözümlemelerdir. Diğeri, kapitalist sistemin zaman içinde yakın bir noktadan itibaren geçirdiği varsayılan başlıca dönüşümler üzerinde yoğunlaşılması, daha önceki zaman noktalarının ise bütünüyle, şimdinin ampirik gerçekliği ele alınırken, mitolojileştirilmiş bir mihenk taşı olarak kullanılmasıdır. Okumaya devam et “Tarihsel Kapitalizm’in Sunuş Yazısı – Immanuel Wallerstein”

Tarihsel Kapitalizm’in Sunuş Yazısı – Immanuel Wallerstein