Modernitedeki Ahlaki Durum – Agnes Heller

4753704-4x3-340x255
Agnes Heller

Asıl sorun – birçoklarının inandığı gibi – tanrının olmadığı koşullarda iyiyi kötüden ayırma imkanımız olmaması değildir. Asıl sorun neyi iyi, neyi kötü saymamız gerektiğidir.

Bütün filozofların aynı pratik amaç (daha çok nezihlik, ahlaki yasaya itaat) için çalışmaları koşuluyla, teorik çoğulculuğun modern şartını kabul etme girişimi, sadece liberal hoşgörülülüğe ilişkin bir alıştırma değildir; aynı zamanda, yeni bir felsefi içgörüyü ifade eder.

Dünya görüşlerinin, felsefelerinin, metafiziklerin ve dinsel inançların çeşitliliği, rakip dünya görüşlerinden bir tanesi – sadece kendi taraftarı için değil, ama evrensel bir niyetle de – buyrukları ve yasakları belirlemediği sürece, ortak bir etosun ortaya çıkmasını engellemez.

Hristiyanlık, modern doğal hukuk teorilerinin ilgileriyle kaynaştı. Bu eğilimden “modern hümanizm” diye bahsedeceğim. Kanımca hümanizm ne öznelciliğin Descartesci kalıtıyla özdeştir, ne bireyi evrenin merkezine yerleştirme girişimi ile bitişiktir. Hümanizm yumuşaklık anlamına …(her şeyi anlamak, her şeyi hoşgörmektir) anlamına gelmediği gibi, tüm ahlaki normlarımızı ve kurallarımızı rasyonelleştirme girişimi anlamına da gelmez.

Modern hümanizmde bir nebze mistisizm vardır; milliyetlerimize, metafizik itikat ve inançlarımıza bakmaksızın hepimizin içinde var olan ortak ruh gibi bir şeye bağlanmak sözkonusudur.

Okumaya devam et “Modernitedeki Ahlaki Durum – Agnes Heller”

Modernitedeki Ahlaki Durum – Agnes Heller

Anarşi, anomi, terör?

Öğrenciler birbirini yemekle meşgul, cinayetten çok intihara benzeyen bir çılgınlık bu. Yabancı rüzgârların körüklediği bu yangını batılılaşma faciasının son perdesi olarak görüyoruz. “Anomie” ama hiçbir ülkenin benzerini görmediği vahim şümullü ve köklerini tarihin derinliklerine dayayan bir “anomie”. Kamuslardaki tariflerden hiçbiri ülkemizi tehdit eden büyük tehlikeyi kucaklayamıyor. Zira Avrupa bizdeki değerler hercümercine hiçbir çağda şâhid olmamış. – Cemil Meriç

Anomi

Terörle ilgili haberler yayıldıkça aklıma zihinsel olarak felce uğramışlığımız geliyor. Ansızın eski bir kavramı hatırlıyorum “anomi”.

Anomi kelimesi çağdaş sosyolojiye Durkheim tarafından getirilmiştir. Antik kuralsızlık anlamına gelir. Durkheim, anomiyi bireylerin isteklerini dizginleyici ve başka yönlere sevkedici kuralları oluşturamama durumu olarak tanımlamıştır. Böylece intihara yol açabilecek psikolojik bunalımlar ve toplumsal parçalanma gerçekleşir.
Okumaya devam et “Anarşi, anomi, terör?”

Anarşi, anomi, terör?

Sokrates’ten Âşık Veysel’e – İnsan, Toplum ve Yönetim Üstüne Denemeler

Kapak Resmi
Kapak Resmi

“Yönetim üzerine kafa yoran insanlara düşen görev nedir? ” diye soruyor genç adam Thomas More’un “İnsan, iyiyi gerçekleştiremezse, kötüyü yumuşatmalıdır ,” sözüne karşılık olarak. “Susarak yapmış olduklarımız konuşarak mahvettiklerimizden daha derin izler bırakıyor.”, diyor bu kez genç adam ve dalıp gidiyor. More, “Böyle düşünmek yerine, yeni bir ülke için harekete geçmeli, yaşamın pahasına da olsa değişim için çaba sarf etmelisin. Bu ise sadece karşıdan bakıp eleştirmekle gerçekleşmez. Önemli olan o ülkenin inşasında bir parça da olsa pay alabilmektir,” diyor.
Hemen yanımızdan geçerken Kant’ı görüyoruz bu kez. Nereye gittiğini sorduğumuzda davetli olarak Birleşmiş Milletler’de bir konuşma yapacağını söylüyor. O da diğerleri gibi toplumun, insanın ve yönetimin iyiliği üzerine konuşuyor. Konuşmasında evrensel bir barışa ulaşmak için genel iradenin ortak bir kararda uzlaşması gerektiğini savunuyor.
Ortak iradenin üstüne düşünürken İbni Haldun iyi, kötü ve toplumsal yaşam arasındaki bağları ve bu bağların nasıl toplumsal kuralları etkilediğinden bahsediyor.
Okumaya devam et “Sokrates’ten Âşık Veysel’e – İnsan, Toplum ve Yönetim Üstüne Denemeler”

Sokrates’ten Âşık Veysel’e – İnsan, Toplum ve Yönetim Üstüne Denemeler