Ülke Profili: Estonya’nın Siyasal Yapısı

ESTONYA ÜLKE PROFİLİ

Genel Bilgiler[1]

Resmi Adı Estonya Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Cumhuriyet
Resmi Dili Estonca
Başkenti Tallinn
Yüzölçümü 45,228 km²
Nüfusu 1,265,420 (2015)
Nüfus Yoğunluğu 27,978 km²
Para Birimi EURO
Başlıca Şehirleri Tallinn (439,618), Tartu (97,117), Narva (58,663), Pärnu (41,528)
Kişi Başına Milli Gelir $27,900 (2014)
Üyesi Olduğu Uluslararası Kuruluşlar Australia Group, BA, BIS, CBSS, CD, CE, EAPC, EBRD, ECB, EIB, EMU, ESA (işbirlikçi devlet), EU, FAO, IAEA, IBRD, ICAO, ICC, ICCt, ICRM, IDA, IEA, IFAD, IFC, IFRCS, IHO, ILO, IMF, IMO, Interpol, IOC, IOM, IPU, ISO, ITSO, ITU, ITUC (NGOs), MIGA, MINUSMA, NATO, NIB, NSG, OAS (gözlemci), OECD, OIF (gözlemci), OPCW, OSCE, PCA, Schengen Convention, UN, UNCTAD, UNESCO, UNHCR, UNTSO, UPU, WCO, WHO, WIPO, WMO, WTO
  • Kısa Tarihçe

Estonya’nın bulunduğu bugünkü alanda; yerleşimler ilk olarak 11.000 yıl önce, buz örtüsünün çekilmesinin ardından görülmektedir. Daha sonra 12.yy boyunca Baltık bölgesi Töton Şövalyelerinin hâkimiyetinde olduğu görülen bölge halkı, 13.yüzyılın başında, Alman ve Danimarka Haçlı seferlerinin baskısı altında Hıristiyan Birliğine dâhil edilmiştir. 14. Yüzyılda Baltık Bölgesinin kontrolü Hansa Birliğinin eline geçmiştir. 1248’lerin başında şehir sözleşmesini alan Tallinn’de (Reval) dâhil olmak üzere Estonya’nın birçok şehri ve kasabası bu birliğe dâhil edilmiştir. 16. yüzyılın birinci yarısından itibaren Reformasyon süreci Estonya’ya ulaşmış Protestan kültürün hâkimiyeti altına girmiştir.[2] Okumaya devam et “Ülke Profili: Estonya’nın Siyasal Yapısı”

Reklamlar
Ülke Profili: Estonya’nın Siyasal Yapısı

Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)

Taha Parla, siyasal bilimler alanında değerli bir akademisyen ve yazarımızdır. “Türkiye’nin Siyasal Rejimi” adlı kitabında ise temel olarak demokratik ve hukuksal bir düzen arayışını ifade etmektedir. Çeşitli yayın organlarından derlenmiş bu yazılar, kendi içinde birçok ipucunu içermektedir. Bu ipuçlarından birisi “rejim” kavramı, diğeri ise “politik kültür”dür. Bu nedenle yazımda bu iki kavram üzerinde durmak istiyorum.

“Rejim” kelimesi kökeni itibarıyla Fransızca bir sözcüktür ve daha çok Fransız İhtilali’ne kadar süren yönetim biçimini tanımlamaktadır (l’ancien régime). Bu bağlamda rejim, siyasal ve sosyal düzenin tümünü ifade etmektedir.

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) hazırladığı sözlükte ise rejimin dört farklı anlamı bulunmaktadır: 1. Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. 2. Diyet. 3. Bir devletin yönetim biçimi. 4. Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

Taha Parla kitabında “siyasal rejim” ile daha çok TDK’nın birinci maddesini kastediyor görünmektedir. Anayasa ve hukuk ilişkisi kapsamında yasama, yürütme ve yargı erklerinin tarihsel sürekliliğini ve düzenini mercek altına almaktadır. Örneğin, 1921 Anayasası’nda temelleri atılan “Halk – Parlamento – Hükümet – Bürokrasi” sıra dizisi çeşitli müdahalelerle bazen yürütmenin bazen de yargının lehine değişmekteyken, 12 Eylül darbesi güçler ayrılığı ilkesinin bozulmasına ve çok önemli yetkilere sahip bir üst yürütmenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dolayısıyla en zayıf halka olan bürokrasi ve hükümet (değişiklik gösterse de) en güçlü halkaya evirilmiştir. Altüst edilmiş siyasal yapıda türlü hukuksuz eylemler göz ardı edilmiştir. Bu noktada yazar, yeni yönetimin yaptığı düzenlemelerin meşruiyetini, siyasal partilerin “icazetli” dönüşlerini ve ortaya çıkan yeni sistemi eleştirmektedir.

Okumaya devam et “Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)”

Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)