İNTERNET KULLANIMINDA ETİK SORUNLAR

şifreleme-internet-etik<<Jean-Claude Garcia-Zamor, “55. Ethical Issues in the Use of the Internet”, Handbook of Comparative and Development Public Administration, Ed: Ali Farazmand, Marcel Dekker, 2001, pp. 795-805.>>

  1. Giriş

1969 yılında İnternet, henüz U.S. Savunma Bakanlığı ve üniversiteli araştırmacılar için bir teknoloji ve iletişim ağıydı. 1996’ya gelindiğinde dünyadaki 234 milyon bilgisayarın 52 milyonunu bağlayan bir deve dönüşmüştü. İnternet, kişisel oyun alanlarından işletmeler için bilgi otoyolu olana dek her türlü hizmeti sunmaktadır. Küresel ağ toplumunun yapısı -internet yoluyla bağlantılı insanlardan, işletmelerden ve kurumlardan oluşan bir dünya- gerçekliği olarak hızlıca var olmaktadır. Bugün, dünya nüfusunun yalnızca %1’i kişisel bir bilgisayar kullanmaktadır ve daha az sayıda insan da internete bağlıdır. Ancak bazı ölçümler dünyanın 2008 yılına gelindiğinde en az 1 milyar siber yurttaşın internetle bağlantılı olacağını tahmin etmektedir. Fakat Birleşik Devletler gibi ilk adımlarını bu alana atan bazı ülkelerde gizlilik, devlet düzenlemeleri ve vergilendirme gibi konular üzerinde kuşkular bulunmaktadır. Birleşik Devletlerde çevrim için gizlilik üzerine ilgi o kadar yüksektir ki, 82 farklı yasa tarafından ülke çapında düzenlenmektedir. Kongre, çevrimiçi gizliliğe önem vermektedir. Benzer yasama faaliyeti dünya üzerinde birçok ülke kanunlarında hem düzenlenmekte hem de varlığı sürdürmektedir (Sagan 1998:45-46).

Teknoloji ve bilgisayarlar çağı, endüstrileşmiş toplumlarda, özellikle de Birleşik Devletler’de benzersiz ikilemlerle gelmiştir. Üç bağlantılı etik konu bu bölümde tartışılacaktır: şifreleme, reklamcılık ve internet üzerinde e-ticaret. Bu üç problem yönetimsel etiğin daha fazla gelişmiş olduğu ülkelerde uygulanmasında önemli etkileri olacaktır. Bunlar ayrıca üçüncü dünya ülkelerine taşıyabilecek olan yönetimin gelişim sürecini yolunu etkileyebilecektir. Zaten bu teknoloji “küresel köy” konseptini daha gerçekçi yapmaktadır. Şifreleme ve internet reklamcılığındaki etik problemlerin tartışılmasının ardından, bu yeni teknolojilerin devlet düzenlemelerindeki zorluklar sorgulanacaktır. Son olarak yönetimin gelişimine olan etkisi gözden geçirilecektir.    Okumaya devam et “İNTERNET KULLANIMINDA ETİK SORUNLAR”

İNTERNET KULLANIMINDA ETİK SORUNLAR

Kazakistan Ülke Profili / Fildişi Kule

KAZAKİSTAN ÜLKE PROFİLİ

  1. Genel Bilgiler[1]
Resmi Adı Kazakistan Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Cumhuriyet
Resmi Dili Kazakça , Rusça
Başkenti Astana
Yüzölçümü 2,724,900 km²
Nüfusu 18,157,122 (2015)
Nüfus Yoğunluğu 6,66 km²
Para Birimi Tenge
Başlıca Şehirleri Almatı (1,523,000), ASTANA  (759,000).
Kişi Başına Milli Gelir $ 24,100 (2014)
Üyesi Olduğu Uluslararası Kuruluşlar ADB, CICA, CIS, CSTO, EAEC, EAEU, EAPC, EBRD, ECO, EITI, FAO, GCTU, IAEA, IBRD, ICAO, ICC (NGOs), ICRM, IDA, IDB, IFAD, IFC, IFRCS, ILO, IMF, IMO, Interpol, IOC, IOM, IPU, ISO, ITSO, ITU, MIGA, MINURSO, NAM, NSG, OAS, OIC, OPCW, OSCE, PFP, SCO, UN, UNCTAD, UNESCO, UNIDO, UNWTO, UPU, WCO, WFTU (NGOs), WHO, WIPO, WMO, WTO, ZC.
  • Kısa Tarihçe

Kazakların ortaya çıkışları, tarihi kaynaklara göre Cengiz Han’ın torunları zamanına rastlamaktadır. Geleneksel olarak göçebe bir hayat yaşayan Kazakların tarih sahnesinde etkili olmaları ise Özbek Hanları devrinde olur. Bu dönemde Kazakların bir kısmı, Canı Bel’in Oğlu Kasım Han idaresinde Balkaç bölgesinde yaşarlarken, bir kısmı da Burunduk yönetiminde Urallar’da yaşıyordu. Daha sonra Kasım Han, bütün Kazakları kendi egemenliği altına aldı (1520). 17. yüzyılda ise Tevka Han, Kazak Türklerini yasal kurallara bağladı. Ancak 17. ve 18. yüzyıllarda Ruslar Türkistan’da önemli işgallerde bulundular. Bu olaya Kazaklar büyük tepki göstererek 1783’te Sırım Batur önderliğinde bir ayaklanma başlattılar.[2]

Kazak önderler 1906’da halkta milli bilincin uyanmasını sağladılar. 1916’da harekete geçtiler ve 1917’de Umumi Kazak Kongresi’ni toplayarak Orenbur’u başkent yaptılar. 1924’de otonom olarak başkentlerini Ak-Mescit’e taşıdılar ve 1936’da Sovyetler’in bir üyesi statüsünü kazandılar. 1936’da Özerk ibaresi kaldırılarak “Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” kuruldu. 1924’den 1934’e kadar tarım politikaları nedeniyle sorunlar yaşandı. Pek çok Kazak boyu, Uygur bölgesine göç etti. II. Dünya Savaşı’nda zor dönemler geçiren ve nüfusunda büyük azalma olan Kazakistan SSC, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemi boyunca Sovyet tarım politikalarının uygulandığı bir merkez oldu. 1990 yılında meydana gelen ekonomik krizler ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra 1991 yılında bağımsız olarak dünya arenasında yerini aldı.[3] Okumaya devam et “Kazakistan Ülke Profili / Fildişi Kule”

Kazakistan Ülke Profili / Fildişi Kule

Ülke Profili: Estonya’nın Siyasal Yapısı

ESTONYA ÜLKE PROFİLİ

Genel Bilgiler[1]

Resmi Adı Estonya Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi Cumhuriyet
Resmi Dili Estonca
Başkenti Tallinn
Yüzölçümü 45,228 km²
Nüfusu 1,265,420 (2015)
Nüfus Yoğunluğu 27,978 km²
Para Birimi EURO
Başlıca Şehirleri Tallinn (439,618), Tartu (97,117), Narva (58,663), Pärnu (41,528)
Kişi Başına Milli Gelir $27,900 (2014)
Üyesi Olduğu Uluslararası Kuruluşlar Australia Group, BA, BIS, CBSS, CD, CE, EAPC, EBRD, ECB, EIB, EMU, ESA (işbirlikçi devlet), EU, FAO, IAEA, IBRD, ICAO, ICC, ICCt, ICRM, IDA, IEA, IFAD, IFC, IFRCS, IHO, ILO, IMF, IMO, Interpol, IOC, IOM, IPU, ISO, ITSO, ITU, ITUC (NGOs), MIGA, MINUSMA, NATO, NIB, NSG, OAS (gözlemci), OECD, OIF (gözlemci), OPCW, OSCE, PCA, Schengen Convention, UN, UNCTAD, UNESCO, UNHCR, UNTSO, UPU, WCO, WHO, WIPO, WMO, WTO
  • Kısa Tarihçe

Estonya’nın bulunduğu bugünkü alanda; yerleşimler ilk olarak 11.000 yıl önce, buz örtüsünün çekilmesinin ardından görülmektedir. Daha sonra 12.yy boyunca Baltık bölgesi Töton Şövalyelerinin hâkimiyetinde olduğu görülen bölge halkı, 13.yüzyılın başında, Alman ve Danimarka Haçlı seferlerinin baskısı altında Hıristiyan Birliğine dâhil edilmiştir. 14. Yüzyılda Baltık Bölgesinin kontrolü Hansa Birliğinin eline geçmiştir. 1248’lerin başında şehir sözleşmesini alan Tallinn’de (Reval) dâhil olmak üzere Estonya’nın birçok şehri ve kasabası bu birliğe dâhil edilmiştir. 16. yüzyılın birinci yarısından itibaren Reformasyon süreci Estonya’ya ulaşmış Protestan kültürün hâkimiyeti altına girmiştir.[2] Okumaya devam et “Ülke Profili: Estonya’nın Siyasal Yapısı”

Ülke Profili: Estonya’nın Siyasal Yapısı

Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)

Taha Parla, siyasal bilimler alanında değerli bir akademisyen ve yazarımızdır. “Türkiye’nin Siyasal Rejimi” adlı kitabında ise temel olarak demokratik ve hukuksal bir düzen arayışını ifade etmektedir. Çeşitli yayın organlarından derlenmiş bu yazılar, kendi içinde birçok ipucunu içermektedir. Bu ipuçlarından birisi “rejim” kavramı, diğeri ise “politik kültür”dür. Bu nedenle yazımda bu iki kavram üzerinde durmak istiyorum.

“Rejim” kelimesi kökeni itibarıyla Fransızca bir sözcüktür ve daha çok Fransız İhtilali’ne kadar süren yönetim biçimini tanımlamaktadır (l’ancien régime). Bu bağlamda rejim, siyasal ve sosyal düzenin tümünü ifade etmektedir.

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) hazırladığı sözlükte ise rejimin dört farklı anlamı bulunmaktadır: 1. Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. 2. Diyet. 3. Bir devletin yönetim biçimi. 4. Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

Taha Parla kitabında “siyasal rejim” ile daha çok TDK’nın birinci maddesini kastediyor görünmektedir. Anayasa ve hukuk ilişkisi kapsamında yasama, yürütme ve yargı erklerinin tarihsel sürekliliğini ve düzenini mercek altına almaktadır. Örneğin, 1921 Anayasası’nda temelleri atılan “Halk – Parlamento – Hükümet – Bürokrasi” sıra dizisi çeşitli müdahalelerle bazen yürütmenin bazen de yargının lehine değişmekteyken, 12 Eylül darbesi güçler ayrılığı ilkesinin bozulmasına ve çok önemli yetkilere sahip bir üst yürütmenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dolayısıyla en zayıf halka olan bürokrasi ve hükümet (değişiklik gösterse de) en güçlü halkaya evirilmiştir. Altüst edilmiş siyasal yapıda türlü hukuksuz eylemler göz ardı edilmiştir. Bu noktada yazar, yeni yönetimin yaptığı düzenlemelerin meşruiyetini, siyasal partilerin “icazetli” dönüşlerini ve ortaya çıkan yeni sistemi eleştirmektedir.

Okumaya devam et “Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)”

Türkiye’nin Siyasal Rejimi(!)