“Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması (1923-1931)” Üzerine Kısa Bir İnceleme

Gavrilo Princip
Avusturya-Macaristan Veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ı öldüren Gavrilo Princip'in yakalanışı.

1. Dünya Savaşı’nın ardından imparatorluklar dağılmaya başlamış ve parlamenter sistem hâkim yönetim modeli olarak kabul edilmiştir. Buna bağlı olarak dünyanın farklı yerlerinde özgün parti tipolojilerinin doğduğu görülmüştür. Kimi devletler tek partili sistemlere geçerken, kimisi de çok partili hayata geçmiştir. Fakat çok partili sistemler kısa ömürlü olmuştur. Örneğin Almanya’da kurulmuş Weimar Cumhuriyeti 14 yıl sonra Nazi Parti’sinin iktidara gelmesiyle fiilen sona ermiştir. Faşist diktatörlük kurulmuştur.[1] Benzer şekilde İsviçre çok partili hayatı uygulamaya başlamış, fakat 1929 yılında Sosyalist Parti’nin “Burjuva Bloğu” tarafından Federal Konsül’den dışlanmasıyla sona ermiştir. Muhafazakârlar tarafından otoriter bir yönetim modeli benimsenmiştir.[2] Rusya’da “Bolşevik Devrimi” ile totaliter ve tek partili yönetim sistemi uygulanmıştır. Türkiye’de ise bağımsızlık mücadelesinin ardından, tek parti yönetimine dönüşecek Halk Fırkası iktidarı kurulmuştur.

Neden farklı ülkelerde benzer değişimler yaşanmaktadır? Bu sorunsal, parti sistemleri üzerinde araştırmalara neden olmuş, dünya çapında tek parti yönetimi olgusu mercek altında alınmıştır. Mete Tunçay, kitabın giriş bölümünde geniş bir literatür taraması yaparak, söz konusu incelemelerden bizi haberdar etmektedir. Ayrıca tek parti yönetimi hakkında aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır.

Okumaya devam et ““Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması (1923-1931)” Üzerine Kısa Bir İnceleme”

Reklamlar
“Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi’nin Kurulması (1923-1931)” Üzerine Kısa Bir İnceleme